Demokratlığımız osmanîdir abiler

 Erkan Şimşek

Bu yazının başına oturmadan evvel liseye giden yeğenimle kısa bir mülâkat yaptım. Minik bir inkılâp tarihi turu da diyebiliriz. İlk meclisimizi sordum, 1920 TBMM cevabını aldım. Çok partili hayata ne zaman geçtik sorusunun cevabı 1946 oldu. Misak-ı Milli nerede kabul edildi dediğimde ise Meclis-i Mebusan dedi. Bunun bir meclis olduğunu da biliyor üstelik. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı da he keza biliyor.

Nasıl da karmaşık bir zihin değil mi? Parlamento 1920’de başlıyor ama Osmanlıda meclis olduğu bilgisi de bir şekilde var. Ülkenin çok partili meşrutiyet devrinden haberdar olan genç bunu bilgi olarak istediğinizde cumhuriyet sonrasına gidiyor. Modern Türkiye’nin siyasî tarihini cumhuriyet ve sonrasıyla sınırlayan tarih yazımı şüphesiz son demlerini yaşıyor. Resmî ideoloji ve resmî tarih aslında bu bilgileri gizlemiyor ama belli belirsiz zikrederek tarih algısından Kemalizm öncesi devirleri silip atıyor.

Oysa yakın tarihin en karmaşık, dinamik, üretken ve öncü tartışmaların yaşandığı dönem olan II. Meşrutiyet’in çok partili yapısından günümüze henüz anlatılmamış ve içi açılmamış sayısız kurum, kuruluş, insan, anekdot ve havadis var. Ece Ayhan Şiir ve Kadavra adlı manifesto gibi ağır ama kıpkısacık şiirinde şöyle der: Parşömen kâğıtlar okunduğunda, kıvrıktırlar; şiirin ve kadavranın içi açılmamıştır, insan insanın hiç. II: Meşrutiyet de böyleydi; içi bir vakitler açılmamıştı. Şimdi bu devir ve aktörleri hakkında yazılan her kitap, makale ve edebî metin yeni bir bilgiyi açık ediyor. Meşrutiyet devri giderek “insanlaşıyor”.

Tarık Zafer Tunaya’nın artık klasik olmuş ifadesiyle cumhuriyetin laboratuvarı olan II. Meşrutiyet dönemine dair yazılan kitaplara bir yenisi daha eklendi. Tarihçi Gökhan Kaya Osmanlı Demokrat Fırkası’nı anlattı. II. Meşrutiyet dönemi demokratları üst başlığı ile raflardaki yerini alan kitap Osmanlı Demokrat Fırkası’nı (Fırka-i İbad) doğuran koşulları ve 20. yüzyılın hemen başında demokrasi söylemini ilke edinen bu partiyi anlatıyor. İttihat Terakki’den ayrışan ve daha sonra Hürriyet İtilaf’a katılan fırkanın kısa, heyecanlı ve savruluşlarla dolu serüveni demokrasinin Türkiye serüvenine aynel yakin benziyor.

Fırka “… bir milletin bekâ’sı ancak demokratlığı ve hukukun galibiyeti [hukukun üstünlüğü] iledir” ilkesine yaslanıyor ve hâkimiyet-i ammeyi yani halk egemenliğini [halkçılık?] hedefliyordu.

Biraz kronoloji
Kitap Osmanlılarda parlamentarizmin tarihiyle başlıyor. Osmanlının meclisle ve anayasayla tanışması ve imtihanı, kitabın ilk bölümünü teşkil ediyor. İkinci bölümde ise Osmanlının II: Meşrutiyet sürecine nasıl geldiğini ve toplumdaki politik bilincin nasıl harekete geçtiğini anlatıyor. Burada yazarın o anki tarihsel tabloyu kavramsallaştırmak için müracaat ettiği Charles Tilly’nin “devrim durum” tespitine bakmakta fayda var. Kaya’ya göre tablo tam olarak böyle olmasa da Osmanlı muhalefetinin tavrı bu ‘devrimci durum’un bir iki adım gerisindedir. Nedir bu devrimci durum? II: Abdülhamit iktidarına karşı imparatorluğun çeşitli şehirlerinde vergi ayaklanmaları başlamıştı. İşçi grevleri, Avusturya Macaristan mallarını boykot, kitlesel öğrenci gösterileri ve top yekûn kötü gidişat yüzünden muhalif hareketlilik ister istemez tek bir hedefe kanalize olmuştu. Toplumun politik anlamda doygunluğa ulaşması ve taleplerin arkasındaki güç meşrutiyetin çağrısı olmuştu.

Devrim durum tam da bu noktada devreye giriyor. Kitapta yer alan bilgilere göre Tilly bunu kısaca şöyle açıklıyor: Devleti yönetmeye talip rakip tarafların ortaya çıkması, yurttaşların bu arayışlara taraf olması, mevcut yönetimin bu taleplere kayıtsız kalması devrimci bir değişimin habercisidir.

Bu aşağı yukarı 1908 Türkiye’sine tekabül eden bir tasnif diyebiliriz. Gökhan Kaya da ihtiyat payı bırakarak bu tabloya uygun düşen birçok tarihsel veriyi kitabında sıralıyor.

Kitabın üçüncü bölümü ise müstakilen Demokrat Fırka’yı tarihin koordinatları içinde gayet isabetli bir şekilde konumlandırıyor. İttihatçılıktan kopuşu, bir siyasi parti olarak yapılan faaliyetleri, parti programını ve nihayet Hürriyet ve İtilaf Fırkası’na katılımları ile son bulan partinin siyasal ömrünü anlatıyor. Parti içi tartışmaları, partinin tek mebusla temsil edildiği meclis macerası, örgütlenme biçimi ve parti politikaları doğrultusunda yayın yapan gazeteler ve onları kadroları da yine bu bölümün zengin ayrıntılarındandır.

Bugüne kalan
Osmanlı Demokrat Fırkası’nın kısa ama yarı renkli yarı hüzünlü hikâyesinden bugüne kalan ise fırkanın, Türkiye’de güncel / parlamenter siyasetin iki temel kutbun etrafında dönmesinin tarihinin olduğunun ilk kronolojik delili olmasıdır. II: Meşrutiyet devrinde siyasal iklimi karartan ve baskı aygıtlarını bir bir devreye sokan İttihatçıların ilk kurbanlarından biri Demokrat Fırka olmuştur. Fırka topluma ses verme imkânını kaybedince çareyi İtilafçılara katılmakta bulmuştur. Üstelik bu yeni yapı Demokrat fırka kadar tutarlı değil daha pragmatiktir. Bu ayrım, (içeriği farklı olmakla birlikte) cumhuriyet döneminde de muteber olmuş, CHP ve karşısından konumlanan DP-AP-ANAP gibi partiler ve şimdiler AKP ve karşısındaki partiler şeklinde zuhur etmiştir. Osmanlı Demokrat Fırkası’nın temsil ettiği farklı söylem ve toplumsal mücadele anlayışlarının döneminin siyaset meydanında aksülamel bulamaması gibi bugün de birçok parti aynı kaderi paylaşmaktadır.

Bunun bugün niye böyle olduğunu anlatacak şüphesiz sayısız siyaset bilimci, tarihçi vardır. Ama Gökhan Kaya II. Meşrutiyet’te neden böyle olduğunu anlamak için Demokrat Fırka üzerinden anlamlı bir metin sunuyor. Tarık Zafer Tunaya eğer hâlâ haklıysa kitap belki bugün için de bir şeyler söylemiş oluyor.

Hikâye nasıl biter?
1908’den sonra İstanbul’a geçen, İttihad-ı Osmani Cemiyeti kurucularından profesyonel partici İbrahim Temo İttihatçılar ile ters düşer. Yeni bir fırka kurmaya karar verir. Başka bir meşrutiyet efsanesi Abdullah Cevdet ile birlikte, Selamet-i Umumiye Kulübü’nün desteğini alarak Demokrat Fırka’yı 6 Şubat 1909’da tesis ederler. Ancak 31 Mart Vakası (13 Nisan 1909) nedeniyle kuruluşları gündeme gelemez. Yine de güçlü kalemiyle Abdullah Cevdet, Mısır’da çıkardığı İçtihad aracılığıyla destek olur. İkinci başkanlık yapar. Fırkanın kurucuları arasında Fuad Şükrü, Pertev Tevfik, Yenişehirli Salih, Demokrat Mustafa gibi isimler vardır. 1910’da üye sayısı 150’dir. Parti programı isminin hakkını verircesine işçi haklarından bahsetmekte ve yoksullardan az zenginlerden bol vergi almayı öngörmektedir. Dar bir kadronun girişimi olmakla birlikte yine de İttihat ve Terakki’nin kılıcı fırkanın tepesinde sallanır. İbrahim Temo’ya siyaseti bırakması için baskı yapılır. Dönemin birçok gazetesinin açıktan desteğine rağmen fırka tutunamaz ve 5 Aralık 1911’de o aralar yeni kurulmuş olan Hürriyet ve İtilaf Fırkası’na iltihak eder. Bazı üyeler ise kendilerine daha yakın gördükleri İştirakçi Hilmi’nin Osmanlı Sosyalist Fırkası’na geçerler.

babilcomdanalabilirsiniz


Osmanlı Demokrat Fırkası (Fırka-i İbad) II. Meşrutiyet Döneminin Demokratları

Gökhan Kaya
İletişim Yayınları

Devamını Oku...
Bir cevap yazın