Foucault’un Parmenides’i olarak “Kelimeler ve Şeyler”

 Barış Yıldırım

Michel Foucault’un Kelimeler ve Şeyler kitabı belki de tartışmalı düşünürün hakkındaki tüm tartışmaları daha da şiddetlendirecek türde bir kitap. Döneminin kült ve ses getiren eserlerinden Kelimeler ve Şeyler benzeri tüm büyük eserler gibi sürprizler ve şaşırtmacalarla dolu. Öncelikle kitabın doğum yeri olarak bir siyaset, tarih veya felsefe değil de bir edebiyat kitabı gösterilir. Söz konusu yazar Borges’tir. Borges, Foucault’a göre bir Çin ansiklopedisinin maddeleri arasındaki bağıntısızlığı muhteşem şekilde gösteren bir metin kaleme almıştı. Bu metinde hayvanlar şöyle sıralanmıştı: “a) İmparator’a ait olanlar b) içi saman doldurulmuş olanlar c) evcilleştirilmiş olanlar d) süt domuzları e) deniz kızları…”

Foucault’a göre bu manzara şok edicidir. Çünkü aralarında hiçbir bağlantı olmayan hayvanlar artarda sıralanmaktadır ancak aralarında sadece tek bir bağlantı görülmektedir: “a), b), c),…”. Dolayısıyla Foucault için sorun bellidir: bu sıralamanın mantığı nereden gelmekte, nasıl oluşmaktadır? Düşüncenin sıraya koyma mantığı nedir? Dolayısıyla düşünce nedir ve bilgi nasıl mümkündür?

Kitabın adı da bunu ima eder görünmektedir. “Kelimeler ve Şeyler” demek, kelimelerin ve şeylerin ayrı ayrı olduğunu söylemek demektir. Kelime ayrı bir şey, şey ayrı bir şeydir. İşte bu iki şeyi yapan ve ilişkilendiren ayrımın çabasıdır Foucault’u çeken. Buna göre Borges’in metni “bizim bin yıllık Aynı ve Başka uygulamamamızı şirazesinden çıkartarak ve onu uzun bir süre boyunca kaygılara sevk ederek, tüm düşünce alışkanlıklarını-bizimkileri: bizim çağımız ve coğrafyamızın sahip olduklarını sarsan gülüşün içindedir”.

Böylece Foucault Aynı-Başka uygulaması olarak nitelendirdiği sürece dikkat çeker. Aynı ile Başka arasında bir ilişki olmasındaki tuhaflık, Aynı ile Başka’nın bulunduğu, bir araya geldiği başka bir yer olmasını zorunlu kılmasıdır. Neresidir bu yer? Bu, Platon’un Parmenides diyalogunun yine Platon tarafından çözülememiş sorunudur. Foucault da tıpkı Platon gibi bu ilişkinin meydana geldiği yerin nasıl düzenlendiğinin peşindedir; bu yolculukta bizi ilginç, tekinsiz, muallak örnekler arasında gezdirir. Bir kâğıda belirli harfler yazdığınızda sizden kaçan yılanlar yazarın verdiği örneklerden birisidir.

Foucault, dolayısıyla bizim şeylerle ilişkileniş tarzımızın nasıl ortaya çıktığının peşindedir. Kitabın daha önsözünde Aynı-Başka uygulamasından söz ederek Platon felsefesini işe koşan Foucault, kaçınılmaz olarak bu kitapta aynı ile başka arasındaki yer değiştirmelerin izini sürecektir. Bu hiç şüphesiz, bilginin ve düşünme alışkanlıklarının uzun tarihi içinde çok sayıda detay ve kıyıda köşede kalmış olayların incelenmesi ve bir o kadar soyut analize denk düşecektir. Burada da felsefe tarihinin en soyut akıl yürütmelerinden birisine şahit oluruz. Felsefe tarihinde aynı-başka meselesini ele alan tüm eserlerde olduğu gibi.

Ancak Foucault’un kitaptaki tutumunu Platoncu felsefeye yaklaştıran, daha doğrusu onunla yakından ilişkilendiren şey bununla sınırlı değildir. Foucault’un kitaptaki temel tavrı “episteme”nin doğuşu, ortaya çıkışını aydınlatmaktır. Bu iki açıdan çarpıcıdır: Birinci olarak episteme, Platon felsefesinden gelen bir kavramdır ve bütünün bilgisini ifade eder. Foucault’ta da terim benzer bir anlamıyla kullanılır. İkinci ve daha önemli olarak, post-modern felsefe yapmakla “suçlanan” düşünürün kült kitabının temel meselesinin “bütün”ün bilgisine ulaşma nosyonu olduğunu da gösterir. Böylece yazarın temel eseri, hakkındaki tüm itirazlara rağmen kendisini Kantçı felsefe geleneğine yerleştiren bir düşünür olarak Foucault’un hep bir oyun olarak gördüğü hakikatin peşinde ne derecede büyük ve sessiz, gizli bir sebatla ilerlediğini de gösterir. Çünkü, hakikatin olmadığı bir bütün düşünülemez ve Foucault’un bu açık çelişkisi bize kelimeler ve şeyler kadar Foucault hakkında da bir şeyler anlatır. Ama en çok onu post-modern olmakla “suçlayanlar”a bir şeyler anlatmalıdır.

Bu anlamda Kelimeler ve Şeyler’i Foucault’un Platon’un Parmenides diyaloğu veya daha doğrusu ona yanıtı olarak okuyabiliriz. Dolayısıyla Foucault da Platon gibi Bir’in peşindedir. Üstelik vardıkları sonuç da farklı olmayacaktır: “Bir, aklın bir kategorisidir”. Elbette Foucault, Platon’un sessizce üzerinden geçtiği bu cümlenin altına, kendi kült eserini başka sonuç ve kökenlere doğru inşa edecektir.

Bu ürüne babil.com‘dan ulaşabilirsiniz.

Kelimeler ve Şeyler –  Michel Foucault (Çev. Mehmet Ali Kılıçbay)
İmge Yayınları

Devamını Oku...