Kaçacağı hayatı bile yokken taşraya sığınanların öyküsü

 Doruk Önal

Mahmut Fazıl Coşkun’un bol ödüllü ikinci uzun metraj filmi Yozgat Blues, İstanbul’da tutunamayan, umut ve ekmek için taşraya doğru yola çıkan Yavuz ve Neşe’nin hikayesini anlatıyor. Yavuz tek başına yaşayan, müzik yaparak ya da öğreterek para kazanmaya çalışan biridir. Belediyenin ücretsiz kursunda verdiği müzik dersi sona erince yeni bir iş arayışına düşmüştür. Yozgat’ta bir gazinodan iş teklifi alınca kurstan öğrencisi Neşe ile birlikte yola düşerler.

Her ne kadar film Yozgat’ta geçse de bir yozgat filmi değil. İnsanın içindeki taşranın filmi. Büyük şehirde tutunamayan, umursanmayan, köşede unutulmuş insanın, Yozgat temsilinde, taşrada var olması üzerine bir film. Büyük şehirde küçük bir birey olan Neşe’nin, Yozgat gibi küçük ve içine kapanık bir şehirde fark edilişi, kendine bir hayat kurmak istemesi, İstanbul’un varoşlarında üç kuruş para kazanmaktansa, taşrada var olmayı tercih etmesi, filmin tamamını ve diğer kahramanlarla kurduğu ilişkilerin etrafını sarıyor.

Taşranın yetersizliğine olan bir vurgu ya da büyük şehre duyulan özlem, merak gibi unsurlar bu filmde yok. Aksine bireyin taşraya tutunuşu -Yavuz hariç- orada var olmak için çabalaması, hayalleri, bunları gerçekleştirmek için yaptıkları, uğraşılarını anlatıyor bize film. Kendi dükkanını açmak isteyen berber Sabri ve Yozgat’ın kültür, sanat hayatını kendince renklendirmeye çalışan Kamil ise taşraya demir atmanın başka iki örneği.

Sabri ve Yavuz arasında hissettirilen ama net olarak gösterilmeyen rekabet ise dramatik bir sessizlikle kendini hissetiriyor. Neşe’nin İstanbul’dan gelen biri olarak ilgi çekiciliği, sürekli hareket haline olması onu her saniye yukarıya taşırken, Yavuz ise başladığı noktanın da gerisinde, maddi ve manevi olarak çöküş içerisindedir. Yavuz’un durumu taşra-şehir çatışmasından çok günümüz insanının iç sıkıntısını anlatıyor. Asıl hikayesini izlediğimiz Yavuz’un, hayatına hızla giren Neşe sayesinde değişmesini, belki de yönetmenin de dediği gibi ‘büyümesi’ni izliyoruz.

Yozgat Blues, ne Yozgat’a özgü ne de müzikal anlamda blues ile harmanlanmış bir film. Joe Dassin’in L’été Indien’ı defalarca Yavuz’un dudaklarından dökülürken, bu onun tek düzeliğine, yeni bir şeyler aramamasına, var olanla yetinmesine de bir vurgu aslında. Neşe ise tam tersi bir karakter olarak Yozgat’a gittiği ilk andan itibaren başka arayışlar içerisine de giriyor. Kamil’in düzenlediği şiir dinletisinde sahneye çıkması, Sabri ile kurduğu arkadaşça ilişkinin biraz sonra evliliğe dönüşecek olması, Neşe’nin kendini gerçekleştirmesine dair adımlar olarak yorumlanabilir.

Sabri, bir berber dükkanında çalışmakta ve kendi kuaförünü açmak istemektedir. Ayrıca evlenmek ve bir aile kurma hayalinin peşindedir. Sürekli birileriyle, tam da taşraya özgü, muhafazakar kalıplar içerisinde görücü usulü görüşür. Her seferinde eli ve kalbi boş olarak bu görüşmelerden döner. O sırada hayatına giren Neşe ise tüm bu görüştüğü kişilerin aksi bir insandır. Neşe taşrayı biliyordur ama oraya özgü bir yaşam biçimi yoktur. Yine de bu, Sabri’nin ona evlenme teklif etmesine engel değildir.

Kamil ise sınırda bir karakter ve neredeyse karikatür bir kahraman. Sanki kartondan kesilmiş gibi. Yerel radyoda program yapar, akşamları şiir dinletileri düzenler, okur, yazar. Hatta ‘İnsan-ı Kamil’ adını verdiği bir otobiyografi yazmayı düşünmektedir. Büyük şehrin görünmez adamı olmaktansa, küçük şehrin büyük adamı olmayı seçmiştir.

Yavuz ise kendi halinde, hiçbir şeye karışmayan, şarkısı, peruğu ve hayatı değişmeyen, yerel gazetede fotoğrafını görünce sevinen biridir. Neşe ile kurduğu ilişkinin ağabey-kardeş ilişkisi mi ya da belirsiz bir aşk mı olduğunun belirsizliğinde tükenen bir münzevi. Sırf Neşe’yi yarı yolda bırakmamak adına, sazını ve arabasını satıp Yozgat’ta biraz daha kalan bir yitik bir sanatçı. Hiç kimseyle ve hiçbir yerle bağ kuramamış bir tutunamayan…

Yozgat Blues, işte bu Yavuz’un dünyasına açılır gibi yapıp aslında tutunacak bir dal arayanların mat hayatlarını anlatıyor. Başarılı oyuncular ve o hüzünlü mizah da filmi kaba, sert ve karanlık olmaktan öte bir yere taşıyor.

babilcomdanalabilirsiniz

Yönetmen: Mahmut Fazıl Coşkun
Senaryo: Tarık Tufan, Mahmut Fazıl Coşkun
Yapım yılı: 2013, Türkiye-Almanya

Devamını Oku...
Bir cevap yazın