Sıfatları Kaldırırsan Geriye Gerçekler Kalır

Ekran Resmi 2016-11-01 16.18.28

Cüneyt Gönen

Ashraf 6 yaşında, her zamanki gibi deniz kabuğu bulma telaşında, ama bir türlü istediği güzellikte olanı bulamıyordu çünkü annesine vereceği hediye eşsiz olmalı. Birden duraksadı, nasırlı küçük ellerine baktı; rengi siyah… Gözlerini ufka yasladı, yaklaştıkça hacmi büyüyen üç noktaya takıldı kaldı. Okuma yazması yoktu, henüz bilmiyordu ama sonradan öğreneceği bordasında “Solomon” yazan gemi John Hawkins’in idaresinde Sierra Leone limanına, arkasındaki iki gemi ile birlikte yavaş yavaş aborda oluyordu. Ashraf daha ne olduğunu anlamadan be- yaz adamlar insan hasadına başladı; ölü balık gibi istiflediler 400 kişiyi. Öyle ya gemilerin diğer ismi “Tumberio” (ölü taşıyıcıları) ile müsemma olmalıydı bu zehirli ticaret. 1562 yılında beyaz adamlar 400 köleden fazlasını taşıyordu Amerika’ya; ırkçılığın tohumlarını da saçıyorlardı zenofobik topraklara. 400 yıl sonra bu kölelerin ‘özgür’ torunlarının maruz kaldığı haksız muamelelere yakından şahit bir yazarın romanı sağır vicdanlara bir vaveyla olacaktı.

Harper Lee’nin çok ses getiren romanı “Bülbülü Öldürmek” köle ticareti ile ateşi yakılan ve herkesi kuşatan bir yangına dönüşen sosyolojik bir travmanın 20. yüzyıldaki izdüşümüdür. Afroamerikanlara karşı kemikleşmiş önyargılarla yüzleşen 6 yaşında küçük bir kız çocuğu olan Scout Finch’in ve ırkçılığa karşı göreceli mücadele eden ailesinin hikâyesidir kaleme alınan. Hayal gücüyle şekillendirilen roman aslında Lee’nin otobiyografik belleğinde iz bırakmış hatıra ve anıların farklı kimliklerde tekrardan canlandırılması ile kurgulanmıştır. Lee’nin çocukluğunda oturduğu yere yakın yerde geçen hikâyede Lee, kitaptaki gibi kendisinden 4 yaş büyük bir abiye sahipti; Lee’nin avukat babası Amasa Coleman Lee, Scout‘un babası Atticus Finch gibi haksız yere suçlanan siyahları savunmuştu ve Dill Harris karakteri çocukluk arkadaşı Truman Capote’nin ta kendisiydi.

Hikâyenin didaktik unsurları “bülbül” metaforu üzerinden kitabın dört farklı yerine nakşedilmiştir. Aslı “mockingbird” olan kelimenin tam karşılığı “alaycı kuş”tur fakat dilimize imgesel bütünlüğü olan “bülbül” olarak çevrilmiştir ve masumiyeti, saflığı ve günahsızlığı sembolize etmektedir. Atticus’un “bülbül öldürmek günahtır” sözü ırkçılık, hor görme, aşağılama, öteleme, yok sayma ve dışlama gibi gayri insani muamelelere karşı duyulan tepki niteliğindedir. Beyaz bir kadına tecavüz ettiği iftirası ile yargılanan ve sırf zenci olduğu için suçlu bulunan Tom Robinson, senelerce babası tarafından toplumdan soyutlanan Arthur (Boo) Radley bu motifin birer parçasıdır.

“Bülbülü Öldürmek”ten 55 yıl sonra devam niteliğinde olan “Tespih Ağacının Gölgesinde” spekülasyonlar eşliğinde yayınlamıştır. Scout artık 26 yaşındadır ve doğduğu kasabaya döndüğünde umutsuzluğun derinleştiğine, halkın siyahilere karşı önyargılarının keskinleştiğine ve şaşırtıcı bir biçimde Atticus’un da beyaz çoğunluğun yanında yer alışına şahit olacaktır. Ashraf görmüştü beyaz tenlerdeki kararmış yürekleri ve hiçbir zaman anlayamamıştı bu nefretin sebebini ama Scout biliyor ve o sözü unutmuyordu: “Önyargının ürünüdür zulüm.”

Ekran Resmi 2016-11-01 16.22.04

Kitapları satın almak için buraya tıklayınız.

Devamını Oku...